
İzmirli Pazar Günü Nereye Gider? Ne Yer? Ne İçer?.. 2 ![]() İzmirli Pazar Günü Nereye Gider? Ne Yer? Ne İçer?.. 2Bu Pazar ne yapalım?Bu kez İzmir'den güneye doğru gidiyoruz...İlk yazıda arabaya binip direksiyonu Çeşme Yarımadası'na çevirmiştik. Güzelbahçe'den başlayıp Urla'yı, köylerini, Karaburun'u, Ildırı'yı, Alaçatı'yı ve Çeşme'yi dolaşmıştık. Bu kez yönümüzü değiştirelim. İzmir'den güneye doğru inelim. Bu tarafın en güzel yanı şu: Bir pazar gününü nasıl geçirmek istediğinize göre rotayı tamamen değiştirebilirsiniz. Köy kahvaltısı mı? Deniz kenarında balık mı? Antik kent mi? Küçük bir sahil kasabasında kahve mi? Yoksa hiçbir yere yetişme derdi olmadan sahil yolundan ağır ağır gitmek mi? Hepsi var. Üstelik İzmir'den fazla uzaklaşmadan... SEFERİHİSARİzmir'den güneye doğru giderken ilk önemli hedefimiz Seferihisar. Bence Seferihisar'ın en güzel tarafı, birbirine çok yakın olmasına rağmen farklı karakterde yerleri bir arada bulundurması. Bir tarafta Seferihisar'ın kendisi, diğer tarafta Sığacık; biraz ileride Teos, başka bir yöne dönünce Ulamış ve Gödence... Yani buraya gelirken tek bir yer için gelmeyin. Bir pazar gününü rahatlıkla doldurabilirsiniz. Seferihisar MerkezÇoğu insan Sığacık'a giderken Seferihisar'ın merkezinden geçip gidiyor. Oysa biraz durmakta fayda var. İlçenin çarşısı, yerel ürünleri, mandalinası, zeytinyağı ve Ege'nin klasik küçük ilçe havası hâlâ hissediliyor. Özellikle mevsiminde Seferihisar mandalinasının kokusu bile bu bölgeyle özdeşleşmiş durumda. Çok uzun vakit ayırmak şart değil. Çarşıda dolaşıp bir kahve içtikten sonra çevredeki köylere veya Sığacık'a devam edebilirsiniz. ULA MIŞSeferihisar'a doğru giderken rotadan biraz ayrılıp Ulamış'a uğramaya değer. Bence böyle köyler İzmir çevresindeki pazar gezilerinin en güzel taraflarından. Büyük bir turistik beklentiyle gitmeyeceksiniz. Köy meydanı, kahvehaneler, üreticiler, ev yapımı ürünler... Kahvaltı için de tercih edilen yerlerden biri. Özellikle sabah erken saatte yola çıktıysanız ilk durağı Ulamış yapıp kahvaltıdan sonra Seferihisar ve Sığacık'a devam etmek güzel bir program. Bazen insanın aradığı şey zaten bundan fazlası değil. Şehirden çıkıp bir köy meydanında çay içmek... GÖDENCEBiraz daha içeri girelim. Gödence, zeytin ve zeytinyağı kültürüyle öne çıkan köylerden. Yolun kendisi bile güzel. Zeytin ağaçlarının arasından kıvrılarak giderken deniz kenarındaki İzmir'den uzaklaşıp başka bir Ege coğrafyasına geçtiğinizi hissediyorsunuz. Gödence'ye giderken acele etmemek lazım. Köyde dolaşın, yöresel ürünlere bakın, zeytinyağı alın. Özellikle zeytin hasadı dönemlerinde bölgenin havası daha da farklı oluyor. Sonbahar ve ilkbahar bana göre bu rotanın en güzel zamanları. SIĞACIKGelelim bölgenin en sevilen yerlerinden birine... Sığacık. Yıllar önce daha sakin bir balıkçı kasabasıydı. Bugün çok daha fazla tanınıyor ve özellikle hafta sonları oldukça hareketli. Ama hâlâ güzel. Sığacık'ı iki ayrı şekilde düşünmek lazım. Birincisi kale içi. İkincisi marina ve sahil. Sığacık KaleiçiKale kapısından içeri girdiğiniz anda ortam değişiyor. Dar sokaklar, eski evler, küçük tezgâhlar, evlerin önünde satılan yiyecekler... Pazar günleri kurulan üretici pazarı Sığacık'ın en bilinen özelliklerinden biri haline geldi. Ev yapımı börekler, dolmalar, reçeller, otlar, zeytinler, ekmekler... Aç gitmekte fayda var. Çünkü “Bir şey yemeyeceğim” diye girip eliniz dolu çıkma ihtimaliniz yüksek. Benim tavsiyem mümkün olduğunca erken gitmek. Öğle saatlerine doğru özellikle güzel havalarda oldukça kalabalık olabiliyor. Sığacık MarinaKale içinden çıktıktan sonra marinaya doğru yürüyebilirsiniz. Tekneler, kafeler ve restoranlar... Hava güzelse uzun uzun oturulacak yerlerden. Ama Sığacık'a gelmişken burada günü bitirmeyelim. Çünkü hemen yanı başımızda yaklaşık 2.500 yıllık bir şehir var. TEOS ANTİK KENTİİzmir çevresinde yaşayıp yıllarca önünden geçtiğimiz ama çoğumuzun geç keşfettiği yerlerden biri Teos. Sığacık'ın hemen yakınında. Antik İyon dünyasının önemli kentlerinden biri. Burada Dionysos Tapınağı, antik tiyatro, agora, surlar ve antik liman kalıntıları gibi birçok yapı görebilirsiniz. Ben böyle yerleri gezerken hep aynı şeyi düşünüyorum: Bugün hafta sonu gezmek için geldiğimiz bu kıyılarda binlerce yıl önce insanlar yaşamış, ticaret yapmış, tiyatroya gitmiş, teknelerle bu limanlara yanaşmışlar. İzmir'de yaşamanın ayrıcalıklarından biri de bu sanırım. Deniz, yemek ve tarih birbirinden birkaç kilometre uzakta. Teos'u özellikle bahar aylarında gezmek çok güzel. Yazın öğlen sıcağı yerine sabah veya akşamüstü saatlerini tercih etmek daha mantıklı. Fotoğraf çekiyorsanız günün son ışıkları da buraya çok yakışıyor. AKKUMTeos'tan sonra biraz deniz havası istiyorsanız Akkum tarafına geçebilirsiniz. Yazın doğal olarak deniz için tercih edilen bir bölge ama kışın ve baharda da sahilde oturmak, yürümek veya kahve içmek için güzel. Bence İzmir'in sahil bölgelerini yalnızca yazlık olarak düşünmek büyük hata. Bazı yerlerin en güzel zamanı kışın güneşli bir pazar günü. DOĞANBEYSeferihisar'dan güneye doğru devam ettiğimizde Doğanbey tarafına geliyoruz. Burası artık kalabalığın biraz daha azaldığı bölüm. Deniz, yazlıklar ve daha sakin bir sahil hayatı... Doğanbey ve çevresindeki koylar özellikle yazın deniz için güzel seçenekler sunuyor. Fakat bizim pazar gezimiz için önemli olan yolculuğun devamı. Çünkü sahilden güneye indikçe İzmir'in havası tekrar değişmeye başlıyor. ÜRKMEZÜrkmez uzun sahiliyle özellikle yazlıkçıların iyi bildiği yerlerden. Yaz aylarında hareketli, kışın çok daha sakin. Deniz kenarında yürümek, kahvaltı yapmak veya öğle yemeği için mola vermek mümkün. Buradan sonra Gümüldür'e doğru devam ediyoruz. GÜMÜLDÜRGümüldür denildiğinde benim aklıma önce mandalina geliyor. Yol boyunca gördüğünüz mandalina bahçeleri zaten bölgenin karakterini hemen belli ediyor. Özellikle sonbaharda başka güzel. Mandalina kokusu, yeşil bahçeler ve arkada deniz... Gümüldür'ün uzun bir kıyı şeridi var. Yazın deniz turizmi ağır basıyor ama sezon dışında çok daha sakin bir pazar günü geçirebilirsiniz. Balık, kahvaltı ve deniz kenarında çay-kahve için birçok seçenek var. Burada yine mekan ismi vermiyorum. Bazen zaten en güzeli gözünüze hoş gelen yere oturmak. ÖZDEREGümüldür'den biraz daha güneye indiğimizde Özdere'ye geliyoruz. Bana göre İzmir'in değeri biraz geç anlaşılan sahil bölgelerinden biri. Bir tarafınızda dağlar ve çamlık alanlar, diğer tarafınızda deniz... Özdere'nin sahili tek bir merkezden ibaret değil. Çevresinde çok sayıda küçük koy ve sahil bölgesi bulunuyor. Yazın denize girmek için, bahar ve sonbaharda ise sahil boyunca dolaşmak için güzel. Burada acele etmeyin. Ana yoldan denize doğru inen küçük yolları gördüğünüzde bazen sapın. İzmir'in en güzel manzaralarından bazıları tabelası bile olmayan yolların sonunda çıkıyor. AHMETBEYLİÖzdere'den Selçuk'a doğru devam ederken Ahmetbeyli'ye geliyoruz. İlk bakışta küçük bir sahil yerleşimi gibi görünüyor. Fakat buranın hemen arkasında çok önemli iki antik alan bulunuyor: Klaros ve Notion. İşte İzmir'in beni en çok şaşırtan taraflarından biri bu. Bir tarafta insanlar denize giriyor, birkaç kilometre ötede binlerce yıllık antik dünyanın kalıntıları duruyor. KLAROSKlaros'u birçok İzmirlinin bile ayrıntılı olarak bilmediğini düşünüyorum. Antik dönemde önemli bir kehanet merkezi. Apollon'a adanmış kutsal alanıyla tanınıyor. İnsanlar binlerce yıl önce buraya gelecekleri hakkında tanrılardan cevap almak için geliyorlardı. Bugün baktığınızda sakin bir arazi görüyorsunuz ama geçmişini öğrendiğinizde bulunduğunuz yere bakışınız tamamen değişiyor. Tarih seviyorsanız Ahmetbeyli'den geçerken kesinlikle değerlendirilmesi gereken bir yer. NOTIONKlaros'un biraz ilerisinde, denize hâkim bir noktada Notion bulunuyor. Bence bu rotanın sürprizlerinden biri. Antik kent kalıntılarının yanında manzara da çok güzel. Yukarıdan Ege Denizi'ne baktığınızda antik insanların neden burayı seçtiğini daha iyi anlıyorsunuz. Özellikle fotoğraf çekmeyi sevenlerin hoşuna gidecek bir yer. Rüzgârlı bir günde başka, sakin ve açık havada bambaşka görünüyor. PAMUCAKSelçuk'a yaklaşırken denizden kopmak istemiyorsanız Pamucak'a uğrayabilirsiniz. Uzun ve geniş kumsalıyla İzmir'in diğer koylarından farklı. Yazın deniz için kullanılabilir ama bana göre kışın veya baharda o uzun sahilde yürümek de ayrı güzel. Sonra artık tarihin içine giriyoruz. SELÇUKSelçuk'u yalnızca Efes'e giriş kapısı olarak görmek büyük haksızlık olur. Aslında küçücük bir alanda inanılmaz bir tarih birikimi var. Bir tarafta Efes... Bir tarafta Ayasuluk Tepesi... St. Jean Bazilikası, İsa Bey Camii, Artemis Tapınağı... Biraz ileride Meryem Ana Evi. Bunların hepsini aynı güne sıkıştırmaya çalışırsanız yorulursunuz. Selçuk için birkaç farklı pazar rotası bile yapılabilir. EFES ANTİK KENTİİzmir'de yaşayanların bazen yaptığı bir hata var: “Nasıl olsa yakınımızda, bir gün gideriz.” Sonra yıllar geçiyor. Efes dünyanın başka ucundan insanların görmek için geldiği, bizim ise yaklaşık bir saatlik mesafede sahip olduğumuz olağanüstü bir miras. Celsus Kütüphanesi, Büyük Tiyatro, mermer caddeler, Hadrian Tapınağı, Yamaç Evler... Efes'i hızlı hızlı dolaşıp çıkılacak bir ören yeri olarak görmemek lazım. Biraz hayal kuracaksınız. O mermer caddelerde iki bin yıl önce yürüyen insanları düşüneceksiniz. Bugün deniz kilometrelerce uzakta ama Efes bir zamanlar önemli bir liman kentiydi. Küçük Menderes'in taşıdığı alüvyonlarla kıyı çizgisinin zaman içinde değişmesi, kentin kaderini de değiştirdi. Efes 2015 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. Bizim evimizin arka bahçesi sayılabilecek mesafede dünyanın en önemli antik kentlerinden biri var. Bazen bunu unutuyoruz. AYASULUK TEPESİ VE ST. JEAN BAZİLİKASIEfes'i gördükten sonra Selçuk merkezde Ayasuluk Tepesi'ne çıkmanızı öneririm. Buradan Selçuk'u ve çevresindeki ovayı seyretmek bile güzel. St. Jean Bazilikası'nın kalıntıları burada. Tepe ve çevresi, Efes'in antik dönemden Bizans'a, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine uzanan hikâyesini bir arada görebileceğiniz yerlerden. İSA BEY CAMİİAyasuluk Tepesi'nin hemen yanında.
Aynı bölgede birkaç yüz metre yürüyerek birbirinden tamamen farklı uygarlıkların eserlerini görebiliyorsunuz. Sanırım Selçuk'u özel yapan şeylerden biri de bu. ARTEMİS TAPINAĞIAntik dünyanın Yedi Harikası'ndan biri... Bugün eski ihtişamından geriye çok az şey kalmış durumda. Ama mesele yalnızca gördüğünüz sütun değil. Bir zamanlar burada antik dünyanın en büyük ve en ünlü tapınaklarından birinin bulunduğunu bilerek bakmak gerekiyor. Efes'i gezerken burayı atlamayın. MERYEM ANA EVİEfes'in yukarısındaki Bülbüldağı'nda. Hristiyanlar için önemli bir hac noktası. İnancınız ne olursa olsun bölgenin sakinliği ve atmosferi görülmeye değer. Efes'in tarihini anlamak açısından da önemli; çünkü bu coğrafyada pagan inançlarından Hristiyanlığa, ardından Türk-İslam dönemine kadar çok farklı kültürlerin izlerini bir arada görebiliyorsunuz. EFES MÜZESİBen antik kent gezilerinde müzeleri sonradan gezmenin çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü biraz önce taşların arasında gördüğünüz hayatın gerçek parçaları karşınıza çıkıyor. Efes kazılarında bulunan çok değerli eserlerin bir bölümü Selçuk Efes Müzesi'nde sergileniyor. Vaktiniz varsa atlamayın. ÇAMLIKSelçuk'tan biraz güneye doğru giderseniz Çamlık'a ulaşabilirsiniz. Özellikle çocuklarla geziyorsanız buradaki demiryolu müzesi farklı bir alternatif. Eski lokomotifleri görmek, klasik deniz–antik kent programının arasına değişik bir durak ekliyor. Ama Selçuk tarafına gelmişken herkesin beklediği bir yer daha var. ŞİRİNCEŞirince artık Türkiye'nin en tanınmış köylerinden biri. Belki eskisi kadar sakin değil. Belki hafta sonları bazen gereğinden fazla kalabalık. Ama yine de güzel. Eski Rum evleri, dar sokakları, yokuşları ve köyün genel dokusu görülmeye değer. Köy ürünleri, zeytinyağları, reçeller, otlar ve meyve şarapları her yerde karşınıza çıkıyor. Burada yapılacak en güzel şeylerden biri biraz yukarılara çıkıp kalabalıktan uzaklaşmak. Ana çarşı birkaç sokaktan ibaretmiş gibi görünse de ara sokaklara girdiğinizde Şirince'nin başka yüzünü görüyorsunuz. Fotoğraf çekmek isteyenler için de sabah erken saatler çok daha güzel. PEKİ BU TARAFI BİR GÜNDE NASIL GEZELİM?Hepsini aynı güne sığdırmaya çalışmayın. Bu yazının amacı zaten “hepsini görün” demek değil. Canınız o pazar ne istiyorsa ona göre bir rota seçin. Köy ve pazar günü: Deniz ve yemek günü: Sahil boyunca gezi: Az bilinen tarih rotası: Büyük tarih günü: Efes ve Şirince günü: Ben hiçbir yere yetişmek istemiyorum rotası: Canınız nerede isterse orada durun. Belki Ulamış'ta kahvaltı yaparsınız. Sığacık'ta bir şeyler atıştırırsınız. Teos'ta iki bin beş yüz yıl öncesine gidersiniz. Gümüldür'de mandalina alırsınız. Özdere'de denize karşı kahve içersiniz. Ahmetbeyli'de hiç planınızda yokken Klaros tabelasını görüp içeri dönersiniz. Akşamüstü kendinizi Şirince'de bulursunuz. Bence güzel bir pazar günü biraz da böyle olmalı. Programlı ama programsız... |
|
7 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |