• https://www.facebook.com/cengiz.ulku
  • https://twitter.com/cengizulku
Venedik'te yaşamak ister miydiniz?

Venedik'te yaşamak ister miydiniz?

Bir an düşünün bir sabah kalkmışsınız, evinizin önü deniz, yan sokak deniz, arka sokak deniz… kısaca etrafınızdaki bütün sokaklar deniz. Komşunuz hastalanıyor, siren sesleriyle gelen ambulans tekne… yan sokaktaki bar’da olay oluyor, suları yara yara gelen polis teknesi. Çocuğunuzun okul servis botu gelmiş, acil inmesi gerekiyor. Bakkalınıza bira meşrubat getiren rakip firmaların tekneleri sıraya girmiş diğerinin işi bitsede ben yanaşsam diye bekliyor. Yanınızdaki inşaata kum getiren tekne kanalı kapatmış başka tekneler geçemiyor. Bayansınız, arkadaşlarınızla altın günü yapıyorsunuz, süslenip püslenip, atlıyorsunuz teknenize 6 sokak ötedeki eve gidiyorsunuz. Eşiniz size evlilik yıldönümünüzde 150 beygir motorlu, son model harika bir tekne hediye almış…

 

Venedik sokaklarında dolaşırken nedense, ben burada yaşasam nasıl olurdu diye düşünmedim de, yaşadığımız şehir Karşıyaka ve Bostanlı Venedik gibi sokakları deniz olsa ne olurdu diye aklımdan geçti hep…  Gerçekten sürekli yaşandığında çok zor bir yaşam.  Tersine bakarsak bu şehirde doğup büyüyen birinin karada yaşaması da zor olsa gerek. Su araçları yerine kara araçları kullanmak onlar için kolay değildir.

Evlerden birine girmek isterdim. Bu kadar yıldır duvarları suda olan binaların içinde rutubet kokusu varmıdır diye, mutlaka vardır ama o koku doğal koku olmuştur, oturanlar hissetmiyordur diye düşünüyorum.

 

Venedik’de 60 binin üzerinde yerleşik nüfus yaşıyor, günlük de 60-100 bin arası turist ziyaret ediyormuş. (yılda 20 milyonun üzerinde turist alıyor).  Yani sürekli 150 binin üzerinde insan…  bir uçtan diğer uca 6-7 km uzunlukta bir adalar grubundan bahsediyorum. Bu farklı coğrafi özellikleri çok zekice değerlendirip yüzyıllar önce yerleşim alanı yaparak, dünyanın en ilginç şehrini oluşturmuşlar. Tabii bu ilginçliği görmenin bedeli de biraz tuzlu… Son derece pahalı bir şehir. Basit bir 4 kişilik ögle yemeği 60- eurodan aşağı değil.  Aslında Avrupa nın bir çok şehri aynı. Yaptığınız harcamalarda Euro’nun üstünde yazan rakamı TL gibi düşünerek harcarsanız kafanızı rahatlatırsınız. Yani TL ye göre neredeyse herşey 3 kat pahalı…

 

Herkes sizlere tarihçesi hakkında birçok bilgi vermiştir. O sebeple ben o tarafına bakmıyorum. Ama bu kadar tarihi bir şehri suların içinde korumanın nasıl başarıldığı ilgimi çekti. Gondollarla dolaşırken fransız balkonlardan birbirine bağlanan iplere asılmış çamaşırların damlayan suları ilgimi çekti. Her binanın farklı renklerde oluş sebebini sorduğumda, şehrin kuruluşundan bu yana eve gece geç saatlarde gelen sarhoş balıkçıların evlerini kolay bulmaları için boyandığını söylemeleri ilgimi çekti.

 

İlgimi en çok çeken konulardan biri de gondolların tek kürekle nasıl düz gidebildiğidir. Bu bilgiyi ancak Türkiye’ye dönünce “Online Kütüphane”den öğrenebildim. Kayığın sağ tarafına sabitlenmiş sadece tek bir kürek olduğundan gondolün düz bir çizgide ilerlediğini görünce şaşırabilirsiniz. Sürekli ayarlama yapılmazsa mantıken kayığın tek bir tarafa dönerek suda daireler çizeceği düşünülür, ama böyle olmaz. Neden mi? Tarihi kayıklar konusunda uzman olan Gilberto Penzo şöyle yazıyor: “Eğer kayığı insan vücuduna, kayığın iskeletini de omurga ve kaburgalara benzetseydik gondolün ciddi ölçüde skolyoz (omurga eğriliği) hastası olduğunu söyleyebilirdik.” Başka sözlerle kayığın gövdesi asimetriktir, yani sol tarafı sağ tarafından 24 santim daha geniştir. Bunun sonucunda gondol suda ilerlerken sağ tarafı sol tarafından daha çok suya batar. Bu eğiklik, tek bir küreğin yol açtığı sapmayı ve gondolcünün kayığın tek tarafında durmasından doğan dengesizliği telafi eder, böylece gondol düz bir çizgide yol alır.

 

Yine ilginçlerden biri de Venedik fotoğraflarında en çok göreceğiniz Rialto köprüsü… Bu köprüye çıktığınızda sağlı sollu dükkanlarda kuyumcu ve hediyelik eşya satanlarla karşılaşacaksınız.  Köprünün etrafı Gondol turuna katılacaklar için güzel bir başlangıç noktası. Gondolcuların enine çizgili tişortları formalaşmış gibi.

 

Çarşıdaki hediyelik eşya satan yerlerde en çok karşılaşacağınız ürün maskeler. Bunun sebebide her yıl şubat ayında düzenlenen maske karnavalı… Neden maskeler burada bu kadar sembol olmuş derseniz. Geçmiş zamanlarda zengin fakir uçurumu çok fazlaymış. Zenginler de tanınmamak için maske modası yaratmış ve bir çok insan maskeli dolaşırmış. Zamanla bu sembol oluyor ve turistlerinde ilgisini çekiyor. Sonra da yakınındaki Murano adasında üretilen cam eşyalar gibi maskelerde çok ciddi bir gelir kapısı oluyor.

 

Fotoğraf severler için bulunmaz manzaralara sahip. Dükler Sarayının yanında bulunan ve Venedik’in en yüksek yapısı Çan Kulesi. Tüm  adayı ve çevresindeki adaları buradan izlemek, fotoğraf çekmek inanılmaz güzel.

 

En hoşumuza gitmeyen özelliklerinden biri, bazı sokaklarda çok pis kokuların olması. Bu da sanırım kanalizasyonların (belkide) kanallara akıyor olması. Ama dünya mirası olarak koruma altına alınan bu şehri görmeden geçmeyiniz. 

 Cengiz Ülkü - Venedeik


Cengiz Ülkü - Venedik


Cengiz Ülkü - Venedik


Cengiz Ülkü - Venedik İtalya
Çan Kulesi

 Cengiz Ülkü - Murano adası
Murano

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2983 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
İLGİNÇ YAZILAR
Üyelik Girişi
Saat Kulesi
Site Arama